Kaya Gazı ve Türkiye

Yeraltında şist adı verilen kayaçların içine sıkışmış doğalgaza kaya(ç) gazı denir. Özellikle son 5 yılda teknolojinin de gelişmesiyle başta ABD olmak üzere petrol ve doğalgaza alternatif olarak üretimi hızlandırılan kaya gazı ilk olarak 1821 yılında New York’ta kayaç yapısının uygun olması nedeniyle oldukça basit yöntemlerle çıkarılmaya başlandı. 1930-1950 yılları arasında konu hakkıdaki araştırmalar devam etti ve 1980’de ABD hükümetinin teşvikleriyle hız kazandı. Peki uzun zamandır bilinen bu kaynağa ne oldu da son zamanlarda adını bu kadar sık duymaya başladık?

Yaklaşık 200 yıllık tarihi olan kaya gazı, eskiden şistlerdeki doğal çatlaklardan üretiliyordu. Son 10 yılda ise hidrolik kırılma teknolojisi yatay sondaj ile birleşerek suni çatlak oluşturma işlemini ekonomik bir yöntem haline getirdi. Öyle ki ABD’de kaya gazı 2000 yılında toplam doğalgaz üretiminin %1’ine denk gelirken, 2013 yılında yüzde %47’sini oluşturacak seviyeye geldi [1]. Temel olarak incelediğimizde hidrolik kırılma işlemi, fosil yakıt bulunduran ancak geçirgenliği az olan kayaçlara çok yüksek basınçta su enjekte edilip bu kayaçları kırarak içerisinde barındırdığı doğalgaz veya petrolü açığa çıkarmaya yarar. Kayaçta kırıklar açıldıktan sonra yüksek basınçlı atık su yüzeye çekilir ve geleneksel yöntemlerle kaynak yüzeye çıkarılır. Aşağıdaki şekilde hidrolik kırılma yöntemiyle kaya gazı üretim süreci gösterilmektedir:

fracking_graphic_120418[2]

Dünyadaki kaya gazı üretiminin %95’inden fazlası ABD’de gerçekleşmektedir. Dünya tahmini rezervleri incelendiğinde ABD; Çin, Arjantin ve Cezayir’in ardından 4. sırada bulunmasına rağmen, bu teknolojiye yıllardır yaptığı 300 milyar $’ın üzerindeki yatırımın meyvelerini yiyerek üretimde tüm dünya ülkelerini geçmiş durumda. Öyle ki 2010 yılında doğalgaz fiyatları ABD ve Avrupa’da birbirine oldukça yakınken, günümüzde fiyatlar Avrupa’da ABD’ye göre 3 kat, Japonya’da ise 8 kat daha pahalı. İlk çıktığı yıllarda varil fiyatı 200 $’a mal olan kaya petrolü ise, bugün ABD içindeki farklı kuyulardan 30 $ ile 100 $ arasında bir maliyetle çıkarılabiliyor. Üretim miktarları göz önünde bulundurulduğunda kaya petrolünün ortalama maliyeti 50 $ civarında. Yani uluslararası petrol piyasasında varil fiyatı 50 $’ın üzerinde olduğu sürece Amerika kar etmeye ve maliyetlerini düşürmeye devam edecek diyebiliriz.

Elbette üretimdeki bu patlamanın teknolojik sebeplerinin yanında mevzuat ve kamuoyu arasındaki farkların da etkisi büyük. Örneğin ABD’de toprak ve altındaki rezervler mal sahibine ait iken, Avrupa ülkelerinde yeraltı kaynakları devlete ait. Bu nedenle ABD’de mal sahibi ve şirketler kolayca anlaşarak projeleri gerçekleştirirken, Avrupa devletleri şirketlerle bu kadar kolay anlaşamıyor. Bunun yanında Avrupa kamuoyu hidrolik kırılma teknolojisinin çevreye verdiği zararlardan da oldukça şikayetçi. Kırılma işlemi derinlerde gerçekleştiğinden dikkatsiz davranıldığında yeraltı sularını kirletme ihtimali çok yüksek. Ayrıca kayaçların içeriği adeta ‘boşaltıdığı’ için sismik sarsıntılara ve depremlere yol açabiliyor. Nitekim İngiltere’de kaya gazı çıkarma çalışmaları sarsıntılara sebep olduğu için süreç 18 ay durdurulmuş, Fransa ise hidrolik kırılma yöntemini tamamen yasaklamış [3].

Türkiye

Hepimizin bildiği üzere Türkiye fosil kaynaklar açısından oldukça fakir bir ülke. Yüzde 90’ın üzerinde doğalgaz ve petrol ithalatına bağımlı olmamızın yanı sıra, Orta Doğu ülkelerindeki istikrarsızlık ve Rusya ile yaşadığımız sorunlar enerji arz güvenliğimizi tehlikeye sokuyor. Tam da bu noktada tarihinde belki de ilk defa Türkiye fosil bir yakıt olan kaya gazı rezervleri açısından dünyada incelemeye değer bulunan 41 ülke arasında yer alıyor. ABD Enerji İstatik Dairesi’nin hazırladığı raporda , mevcut teknoloji ve jeoloji bilgisi ile Güney Doğu Anadolu ve Trakya Havzası’nda 680 milyar m3’lük çıkarılabilir gaz kaynağı olduğu belirtilmektedir. Bu rakam yıllık doğalgaz tüketim miktarımızla kıyaslandığında (~51 milyar m3) yaklaşık 13 yıllık tüketimimizi karşılayacak seviyededir. Raporda yer alan verilere göre ileriye dönük tahmini kaynak miktarı ise yaklaşık 4.6 trilyon m3’tür [4]. Elbette kaya gazı teknolojisinin henüz ABD dışında yaygınlaşmadığı göz önünde bulundurulduğunda ülkemizdeki potansiyelin ekonomiye kazandırılması kısa vadede pek mümkün görünmüyor.

Aşağıdaki şekil  Türkiye’deki önemli kaya gazı havzalarını göstermektedir.

shale gas[4]

Not: Köşe Yazısı: Kaya Gazı değil, ‘Kayaç Gazı’

KAYNAK:

[1] “How much shale gas is produced in the United States? ,” EIA, [Online]. Available: https://www.eia.gov/tools/faqs/faq.cfm?id=907&t=8, 10 May. 2016

[2]“What is Hydraulic Fracturing,” Propublica, [Online]. Available: https://www.propublica.org/special/hydraulic-fracturing-national, 10 May. 2016

[3]“Kaya gazı üretimi her ülkede uygulanabilir mi? ,” United States Energy Information Administration, [Online]. Available: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/04/140407_kaya_gazi, 10 May. 2016

[4] “Technically Recoverable Shale Oil and Shale Gas Resources: An Assessment of 137 Shale Formations in 41 Countries Outside the United States”. Analysis and projections. United States Energy Information Administration. 13 June 2013

Bu yazı Fosil Yakıtlar kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kaya Gazı ve Türkiye için 1 cevap

  1. Geri izleme: Petrol ve Doğalgaz Kaynaklarının Sınıflandırılması – Hidrokarbon Adam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir